LÜLETAŞININ TOPRAKTAN ÇIKARILARAK, İŞLENME ANINA KADAR GEÇEN SÜREÇ

www.luletasielsanati.com

 Lületaşı ocaklarının uydu görüntüsü; oldukça derinlerden çıkan maden büyük bir emekle çıkarılmaktadır 5 er metre aralıklarla sıralık halinde damarlar bulunur derinlere indikçe kalitelisine ulaşılır 100 metre civarı derinlikte çalışılıyor.

Sanatçı bu eserleri büyük bir ustalıkla, titizlikle ve zevkle işliyor, ara sıra araştırmalarda bulunuyor bilgiler ediniyor, emekli olduktan sonra evin bir odasında bu eserleri meydana getiriyor başta Kahraman Atatürk olmak üzere ve milli mücadele kahramanları Fevzi Çakmak, M.Akif Ersoy, Kara Fatma, Sütcü İmam, Kütürümüze tarih yazmış Mevlana Celalettin Rumi, Hacı Bektaşi Veli, Halide edip Adıvar, Yunus Emre, Necip Fazıl gibi değerlerimizin çalışmaları devam etmektedir. Yaklaşık 40 civarı olan eserler 2 buçuk yılda tamamlanmış olacak, Anıtkabirden kronolojik araştırması ile beraber, bu eserlerin çerçeveleri 2 ay gibi bir zamanda tamamlanması bekleniyor. Orijinal eserler sanatçının bire bir çalışmasıdır.

Eskişehir denilince akla ilk gelen, “Lületaşı”dır. Lületaşını işlemek bir el sanatıdır ve ilimize özgüdür.

Eskişehir`de çıktığı için “Eskişehir Taşı” da denir. Halk dilinde “Aktaş” ve “Patal” olarak da anılır.

 

Efsaneye göre lületaşını ilk bulan ve bu taşın yer altı yolunu ilk ortaya çıkarının bir köstebek olduğu söylenir.Anlatılan efsane şöyledir:Bir gün genç bir çoban bölgenin Karatepe yöresindeki köylere gitmektedir.Genç çoban yorgun düşer,acıkır,oturur;azığını çıkarıp yemeğini yemeye başlar.O sırada,topraktaki bir delikten bir canlının aktaş toprakları yüzeye çıkarmaya çalıştığını görür.Çoban bir ak taşı eline alır, çakısıyla taşı yontmaya başlar.İlk çakı darbesiyle taş birdenbire ayın ondördü gibi güzel bir kız oluverir.

Kız dile gelir ve "Ah insanoğlu bana kıymasaydın"diye bağırarak köstebeğin açtığı delikten içeri girip kaybolur.Delikanlı da kızın ardından başlar deliği eşelemeye.Günler geçer delikanlıdan haber alınamaz.Delikanlıyı arayan köylüler yerin yedi kat altında bu daracık kuyuda boğulmuş olarak bulurlar.Elinde sıkı sıkı tuttuğu ak taşları ile birlikte.... Avuçlarında sımsıkı tuttuğu bir parça lületaşı varmış. O günden beri her lületaşı parçasında, çobanın ölümüne sürüklendiği sevdanın izlerini görmüş köylüler.